ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE-İ ŞÜYU) DAVALARI
Eski adıyla izale-i şüyu, aslen ortaklığın giderilmesine yönelik açılan bir dava türüdür. Genelde miras ilişkisi nedeni ile ortaya çıkan elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi durumlarında izale-i şüyu davalarına sıkça rastlanır.
Devlet kamu hizmeti için ihtiyacı olan bir işin yapılması, malın ya da hizmetlerin alınması amacıyla ihaleler çıkartarak istekliler arasında en uygun koşulda kabul eden taraf ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu doğrultusunda özel hukuk kişileriyle sözleşmeler yapar.
Türkiye’de bulunan yabancıların sahip olduğu hak ve yükümlülüklerin düzenlenmesi ve Avrupa Birliği şartları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyumlu hale getirilebilmesi için 04.04.2013 tarih ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), 11.04.2013 tarihinde yayımlanmıştır.
Cumhuriyet savcısı; Soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edememesi veya kovuşturma engeliyle karşılaşması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermektedir (KYOK) (CMK md. 172). Aksi halde ise yani suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe elde etmişse fail hakkında bir iddianame düzenleyerek kamu davasını açmaktadır (CMK md. 170). 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanunu’nun 7188 sayılı kanun ile yeniden düzenlenen 250. Maddesinde, soruşturma aşaması sonunda bazı suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen dava; baba ve çocuk arasındaki soy bağı ilişkisini kuran inşai nitelikli ve soy bağının tespitine ilişkin bir davadır. Öyle ki verilen karar yenilik doğuran bir karar niteliği taşımaktadır.
Nitelikli muvazaanın en çok görülen örneği ise muris muvazaasıdır. Muris muvazaasında çeşitli nedenlerle mirasçısını miras hakkından mahrum bırakmak isteyen mirasbırakan, asıl amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını satış veya ölünceye kadar bakım akdiyle devretmektedir. Öyle ki, aslında lehlerine ivazsız kazandırma yapılan kişiler, sözde yapılan satış ile para vermiş gibi görünecekler bu sayede de saklı paylı mirasçıların ilerde açabileceği muhtemel tenkis davasının önüne geçilmiş olacaktır.
Tapuda bir taşınmaz üzerindeki yolsuz tescilin düzeltilmesi ve gerçeğe uygun hale getirilmesi için açılan davalara tapu iptal ve tescil davaları denmektedir. Bu dava, Anayasa ile teminat altına alınan mülkiyet hakkının korunması hedeflemektedir.
SMK m. 148/I’de açıkça marka hakkının haczedilebileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte İİK m. 85/I’de borçlunun alacak ve haklarının haczinin mümkün olduğu belirtilmiştir. SMK Yön. m. 126’da markanın işletmeden bağımsız bir şekilde haczedilebileceğine vurgu yapılmıştır.
SİTE YÖNETİMİ NE İŞE YARAR VE HAKLARINIZ NELERDİR?
Bir site ya da apartmanda yaşıyorsanız mutlaka bir “yönetim” vardır.
Peki bu yönetim tam olarak ne yapar?
Gerçekten herkesin üzerinde söz sahibi midir, yoksa yetkileri sınırlı mıdır?
Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri de budur.
YAPI RUHSATI NEDİR? NASIL ALINIR ve NEDEN BU KADAR ÖNEMLİDİR?
Yapı ruhsatı, iskan ve taşınmazlara ilişkin hukuki süreçler, çoğu zaman fark edilmeden geçilen ancak ciddi hak kayıplarına yol açabilen aşamalardır. Ruhsata aykırı yapılaşma, iskan alınamaması ve bu durumun tapu ile satış işlemlerine etkisi, taşınmazın hukuki durumunun dikkatle değerlendirilmesini gerektirir. Av. Şeyma Ertaş Ataoğlu’nun ofisi, yapı ruhsatı ve iskan sürecinden kaynaklanan gayrimenkul uyuşmazlıklarında müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.
KAT İRTİFAKLI TAŞINMAZLARDA ALICININ HAKLARI ve AÇILABİLECEK DAVALAR
Kat irtifaklı taşınmazlar, hukuki açıdan henüz tamamlanmamış bir yapı statüsünde olduğundan, alıcılar açısından önemli riskler barındırmaktadır. Satış sırasında vaat edilen hukuki durum ile tapu kaydı arasında farklılık bulunması halinde, alıcının ayıplı ifa, tazminat veya tapu iptal ve tescil gibi hukuki yollara başvurması mümkün olabilmektedir. Av. Şeyma Ertaş Ataoğlu’nun ofisi, kat irtifaklı taşınmazlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda alıcıların haklarının belirlenmesi ve izlenecek hukuki yolların tespiti konusunda profesyonel hukuki destek sunmaktadır.
İSKANI OLMAYAN TAŞINMAZ SATILABİLİR Mİ? HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?
İskanı olmayan bir taşınmazın satışı mümkündür; ancak bu durum alıcı açısından ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. Satış sırasında yapılan beyanlar ile taşınmazın fiili ve hukuki durumu arasında farklılık bulunması halinde, ayıplı ifa ve sözleşmeye aykırılık gündeme gelebilir. Av. Şeyma Ertaş Ataoğlu’nun ofisi, iskanı olmayan taşınmazların satışı nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklarda müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.
İSKAN ALINMAMASINDAN MÜTEAHHİDİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
İskan alınmaması, çoğu zaman basit bir eksiklik gibi görülse de müteahhidin hukuki sorumluluğunu doğurabilen ciddi bir durumdur. Yapının ruhsat ve projeye uygun şekilde tamamlanmaması, alıcılar açısından sözleşmeye aykırılık, ayıplı ifa ve tazminat taleplerini gündeme getirebilir. Av. Şeyma Ertaş Ataoğlu’nun ofisi, iskan alınmamasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda müteahhit sorumluluğunun değerlendirilmesi ve hukuki sürecin yürütülmesi konusunda müvekkillerine destek sunmaktadır.
KAT MÜLKİYETİ VAADİYLE SATILAN TAŞINMAZLARDA TAPU SORUNLARI
Kat mülkiyeti vaadiyle satılan taşınmazlarda, tapu kaydının fiili ve hukuki durumla örtüşmemesi ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Taşınmazın kat irtifakı aşamasında kalması veya iskanının bulunmaması halinde, alıcı açısından tapu iptal ve tescil, sözleşmeye aykırılık ve tazminat talepleri gündeme gelebilir. Av. Şeyma Ertaş Ataoğlu’nun ofisi, kat mülkiyeti vaadine rağmen yaşanan tapu sorunlarında müvekkillerine hukuki destek sunmaktadır.
